Yaşam
rüzgarın titrettiği yaprakların
hışırtıları ardından çağıran
bir ses gibi:
çabucak yitiveren
anlaşılamadan
söylediği.
Oruç Aruoba (via kedidirokedi)
Benim her duygum, biraz hüzün gibidir..
Turgut Uyar (via kedidirokedi)

BAZI ŞEYLERİ ÇOK İSTEMENE RAĞMEN ONLARIN HİÇ DEĞİŞMEYECEK OLMASI OLDUKÇA ÜZÜCÜ!

“Belki bu dünya da başka bir dünyanın cehennemidir.”

A. Huxley

[Flash 9 is required to listen to audio.]
204 oynatma

urlbulmakzor:

     Anasınıfına başladığım ilk gündü. Herkes annesinin gitmemesi için ağlarken şapşalca etrafa bakınan bi çocuk gördüm,gülümsedik birbirimize girer girmez. 

O gün tek ağlamayan bizdik,öğretmen bizi eşleştirmişti ve sanki yıllardır arkadaşmışçasına oyun hamurlarıyla falan bişeyler yapıyorduk.

Ellerimiz yanlışklıkla birbirine değmişti,gülüşmüştük,belli etmemeye çalışsak da kızarmıştık. Sonra sen muzurca yeniden tutmuştun ellerimi,bi dizide görmüştüm,sanırım el ele tutuşunca aşık olunuyordu.

    Eve gider gitmez anneme anlattım,nefes nefeseydim.Sevgilim mi şimdi o benim? diye sorduğumda gülümsemişti annem. Hemen sabah olsa da okula gitsem diyip erkenden uyumuştum.

    Yıllarımız beraber geçiyordu,o kadar ki tek günüm geçmiyordu sensiz. 1. sınıfta aynı gün öğrenmiştik okuma yazmayı. Birbirimize küçük küçük notlar yazardık,minicik ellerimizle. 

    Bi keresinde “söz ver” yazıyordu kağıtta, neye söz vereceğimi bilmiyordum ama sözdü. “Söz” demiştim sana. 

    Ergen olmuştuk resmen beraber. Ufacık şeylere triplenmelerimizden tut evden kaçma ya çalışmamıza kadar. Bizi yakaladıklarında ne kadar da kızmışlardı. Sonra sınava az kaldığı için,sık sık sinemaya gitmemize izin vermeyişleri. Dersane etütü var diyip,sinemalara gidişlerimiz. 

    Saçma sapan çalışma yöntemleri uyduruyorduk,yüksek de düşük de çeksek aynı puanları çekip aynı okula gidecektik. 

        Ve oldu da.

Zamanla neye söz verdiğimi anlamıştım.Bak,zaten hala yanındaydım. Aynı lisedeydik. Anlayamadığım bişey varsa o da o küçük yaşında bunu nasıl akıl ettiğindir hala.

Daha çömezken bile herkesin şaşkın bi hayranlıkla baktığı çifttik biz. Okul çok zordu ve ikimiz de çuvallıyorduk sık sık. Seninkiler sürekli bana bağlamaktan,benimkilerse sana bağlamaktan yorulmamışlardı. Derslerimize beraber çalışıp o kurtardığımız 1 leri hatırlıyosun dimi. Sabaha kadar biyoloji çalışmıştık 2 3 saat uyuyup sınava girmiştik.Sonra,sıkıldıkça öğle aralarında yaptığımız su savaşları. Sana aşık olan şu Mine…………….

    Son sene hep aynı üniversiteye gidebilmek için çabalayışlarımız ve mezuniyet.

    Hazırlanıp seni bekliyordum. Gelmemiştin. Çok geç kalmıştın,kıyafet seçerken “ben de seni böyle bekleteceğim” demiştin ama biliyorum,bekletmezdin hiç bu kadar.

Annemin odama girişini hatırlıyorum. Acı dolu bakan ıslak gözlerini. Boğuk sesini, bi de telefondan gelen çığlıkları. 

Nolduğuna anlam veremiyordum. Parçaları aklımda birleştirmeye çalıştıkça daha da dağılıyordu herşey. Nefes alamıyordum,annemse hayatında ilk kez bu kadar uzun susmuştu heralde. 

Sokağa çıktım,nasıl koştuğumu bilmiyorum. İnsanlar garip garip bakıyorlardı.  Ardından bi kalabalık gördüm köşede,bi de siyah bi araba. Hani şu senin istediğinden olan. Ama senin değildi dimi sevgilim? O insanlar da öylesine ordalardı zaten,aptallar.

Aralarından geçtiğimde yerdeki o mavi naylonun altında sen yoktun,biliyorum. Başkasıydı dimi. Kırmızıyı sevmezdin,kanlar içinde yatan sen değildin dimi. 

Hem yoldaydın sen,beklettiğin için kızacaktım sana. Ordaki sen değildin.

Söz vermiştik ya daha minicikken yalnız bırakmayacağımıza birbirimizi. Çekip gitmezdin sen bensiz bi yere. Dimi?